AŞURE

AŞURE

Bir aşure dönemini daha geride bıraktık.
Aleviler kültürlerinden çok inançlarının içerisine yerleştirdikleri aşureyi, Belediyeler ve siyasilerle birlikte başkaları da ele geçirmenin hesabını yaptılar ve bunda da başarılı oldular.

Alevilerde kadimden gelen bir kültür olan Aşure, birçokları tarafından farklı yorumlarla herkesin ortak değeri olma hesabıyla yola çıkılarak başka alanlarda olduğu gibi bu alanda da Aleviliğin değerlerini yok etme adına girişimde bulunmaktadırlar.

Alevilerin dışında başka inançlarda da Aşure olsa da Müslümanlarda böyle bir gelenek yoktu. Özellikle Aleviler örgütlenmeye başladıkları 1990 lı yılların başından itibaren evlerde yapılan Aşure, Alevi örgütleri tarafından (Dernek,Vakıf ve Cemevlerinde) yapılmaya başlandı.
Oldukça büyük ilgi gören aşure etkinliği siyasiler için bulunmaz bir fırsattı ve bu fırsatı da çok iyi değerlendirdiler.
Tarih ve zaman gözetmeksizin akıllarına geldikçe belediyeler ve siyasi partilerin bazıları sokak başlarında başkanlarının ellerinde kepçe ile gelene gidene aşure dağıtmaya başladılar.
Hem şov hem de siyasi yatırım politikası öyle bir noktaya geldi ki biz aleviler de bu furyaya dahil olduk (Bu bir özeleştiridir).

Anlamı değiştirilen aşurenin başlangıcı ile de çok ilgili olmayan bu toplum son derece farklı bir bilgi ile aşureye sahiplendiler.
Rivayet odur ki Nuh’un tufanı denilen bir tufanda Nuh’un gemisi fırtınaya tutular ve çabalar sonucu karaya çıkar ancak gemideki insanların birçoğu denizde kaybolur, gemi parçalanır, yine de Nuh peygamber ile bir kısım insanlar karaya çıkarlar ve gemide kalan gıda maddelerinden bir çorba yaparlar ve karınlarını doyururlar. O tarihten itibaren Aşure yapılır … denilmektedir.

Bu bir söylencedir ancak Alevilerin Aşuresine ve Alevi yaşamına çok da uygun olmadığı kanaatindeyim.

ALEVİLERDE AŞURE

Alevilerde paylaşım esastır ve bu paylaşımı Musahip anlayışında, lokma paylaşımında, cemde ve birçok alanda görmekteyiz.
Aşure ise;
İnsanlar tarım toplumunu oluşturduktan sonra yani tarım yapmaya başladıktan sonra başlatılan bir ritüeldir.
İnsanlar tarlada ekip biçtikleri ürünlerin hasadını topladıktan sonra yani sonbahar ayında işleri de bittiği bir mevsimde elde ettikleri ürünlerin tamamına yakınının karışımı ile bir çorba yaparlar ve bütün evlere dağıtırlar.
Bütün evler aynı şekilde kendi ürettikleri ürünlerden yaptıkları çorbayı tüm köye veya obaya dağıttıklarında o sezon köyde yetiştirilmiş tüm ürünlerden bütün köy/oba tatmış olmaktaydı.
Evinde olmayandan dahi tatmış olmak hem paylaşım hem de eşitliğin bir simgesi olarak ele alınmıştı.

Günümüzde birçok köyde bu gelenek devam etmektedir. Evde pişirilen Aşure evlere dağıtıldığı gibi, bütün komşular aşure pişen eve giderek hem o haneyi şenlendirmiş olmaktadırlar hem de aralarında dargınlık, küskünlük var ise bu bahaneyle ortadan kalkmış olmaktadır.
Aşure yapan hane, köyde ayrım yapmadan herkese aşure götürdüğü gibi dargın yada küskün dahi olsa o hane getirilen aşureyi almak zorunda idi.
Özellikle çocuklar ellerinde kaşıkları ile hangi evde aşure pişirilmiş ise gider aşure yerlerdi.

Kadimden gelen bu kültür Alevi inancının içerisine yerleştirilmiş ve bir inanç olarak da günümüzde yaşatılmaktadır.
Günümüzde aşureye oniki çeşit gıda maddesi konulmakta ve oniki imam aşkına oniki çeşit denilmektedir.
Adına muharrem orucu denilen oruç da oniki gün tutulduğuna göre birleştiğinde Oniki imam aşkına oniki gün oruç ve oniki çeşitten Aşure meydana getirilmiş olmaktadır.

İnsanların inançlarına saygılı olmak zorundayız ancak bir taraftan Nuh tufanında başlatılan Aşure, diğer taraftan tarım toplumuna geçişten bu yana denilen aşure oniki imam döneminden sonra başlatıldı denildiğinde çok da mantıklı gelmemektedir.
Oniki imamlardan sonra denildiğinde tarih dokuzyüzlü yılları işaret etmektedir ki o tarihlerde özel bir gün hatırlanmamaktadır.

Muhammed Mehdi den sonra başlatıldı denilse Müslümanların da aşureye sahiplenmeleri gerekirdi.

Sebep ne olursa olsun, Aşure insanların bir araya gelmesine vesile olmaktadır ve bütün güzellikleri ile devam ettirilmelidir.
Ne yazık ki yukarıda da belirttiğim gibi siyasiler bu işin içerisine girdiği tarihten bu yana işin şekli değişti ve şova dönüştü.
Cemevlerinde yapılan aşureye devlet protokolü, siyasi kadrolar davet edilmekte, bu davetliler de aşureden önce kürsüye çıkıp Alevilere akıl yada ders vermekteler, yağ çekerek onların gönüllerini değil daha çok oylarını almanın mücadelesini vermektedirler.

Bir başka ayrıntı da aşure dağıtılırken dedelerin okudukları gülbanglar,(anaların aşurede gülbang okuduklarına rastlamadım, umarım bir gün ona da rastlarız).
Son derece anlamlı gülbangların yanı sıra son derece alakasız cümleler kurularak amacın dışına çıkartılmaktadır. Hele kimi Cemevlerinde yada meydanlarda Müftülerin okudukları duaları Alevilerin anlayıp anlamadıklarını da merak etmekteyim.
Dikkatimi çeken bir başka konu da Alevi etkinliklerinde Müslüman bir hocanın dua okuduğuna rastlıyorum da Müslümanların etkinliklerinde Alevi dedenin okuduğu gülbanga rastlamadım.
Bir ayrımcılık değil, olması yada olmaması gerekenlerden bahsediyorum.
bir başka konu ise, Alevilerin önemli günleri sabit bir tarihte yapılırken Oniki oruç ve Aşure tarihi her yıl değişmekte.

Aleviler artık kendi inanç ve ritüellerinin anlamını bilmeliler, yanlışlardan arındırmalılar.
Bu konuda Alevi inanç önderlerinin tepkileri olacaktır, saygıyla karşılayacağımı belirtmek isterim.
Bu konuların alenen tartışılmasının doğru olmadığını, olmayacağını söyleyenlere de saygı duyuyorum ancak birçok cemevi birileri tarafından kuşatıldıkları için ancak ve ancak bu vesile ile düşüncelerimizi paylaşmak zorundayız.
Aşk ile.29.09.2018
Abbas Tan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir