Abbas Tan

Home / YAZILARIM / KENT KOŞULLARINDA ALEVİLİK

KENT KOŞULLARINDA ALEVİLİK

KENT KOŞULLARINDA ALEVİLİK

 

Abbas Tan

Kadim bir inanç olan Alevilik bir doğa inancıdır. Dolayısıyla köy yaşamında yaşatılan ve kimi kuralları coğrafik şartları da uyarlayan Alevilik, Alevilerin kırsaldan kentlere taşınmasıyla ciddi bir değişime uğramıştır.

Birçok değer kentleşme ile birlikte yok olmaya yüz tutmuştur.

 

Bunların başında İkrar ve Görgü gelmektedir. Her Alevi Dört kapıdan geçmek üzere yola çıkarken (Alevice yaşamaya başlarken) ikrar verirdi.

Yılda bir defa Görgüden geçmek zorunda idi. Nasıl ki otomobil araçlarımız belli süre ile Fenni muayeneden geçerler eksiklerini tamamlarlar, şartları uygun olanlar yılda bir defa sağlık kontrolünden (cek-up) geçerler. Aleviler de yılda bir defa görgüden geçerdi. Bunlar yok olmak üzere.

 

MUSAHİPLİK

Aleviliğin olmazsa olmazı Musahipliktir. Musahiplik aynı zamanda oto kontrol sistemidir. Yol kardeşliği olan Musahiplik iki yol kardeşin birbirlerinin yanlışlarını düzeltip, eksilerini tamamlamak, kötülüklerden arındırması gerekmektedir.

Aleviler ve inanç önderleri her ne kadar bu konuda bilgi verse de günümüzde Kentsel yaşamda bu kurum işlemez hale geldi.

Birçok Aleviler yaşam şartlarından dolayı her biri bir başka ilde, başka ülkelerde yaşamlarını sürdürdüklerinden birbirlerinden habersiz yaşamaktadırlar. Bu yüzden Musahiplik işlemez oldu. Gençlerin çok büyük bir kısmının musahibi dahi yoktur.  Musahipsiz Alevilik olmaz ama günün şartlarında bu kurumun işlemesi mümkün değil. O halde Musahiplik günün şartlarına göre yeniden değerlendirilmeli, yeniden yapılanmalı yada gereği yapılmalı.

 

TALİP-REHBER-PİR-MÜRŞİD

Aleviliğin en güçlü örgütlülüğü Talip-Rehber-Ana/Pir-Mürşit ilişkisi idi. Rehber-Pir-Mürşid üçlüsünün ortak adı ana/dede olarak kullanılmaktadır.

Geçmişte köylerde yaşayan Alevilerin Pirleri yılda bir defa taliplerini evlerinde, köylerinde ziyaret eder, sorunların çözümü konusunda yardımcı olurlardı. Alevilikle ilgili bilgiler vererek adeta eğitim vererek yolun gereği olgunlaşmasına vesile olmaktaydılar.

Aralarında dargınlık, küskünlük olan talipleri barıştırırlar, Cemler yapıyorlar aldıkları Hakkulah/Çerağlık ların bir kısmını o köydeki yoksullara dağıtır ve bir başka köydeki taliplerini ziyaret ederlerdi.

Talipler de sezonu (sonbahar ve kış aylarını) sabırsızlıkla beklerlerdi. Pirin evine gelmesini bayram olarak kutlarlardı.

Bütün bunlar ortadan kalkma noktasına geldi ve bunun yerine Cemevi Dedeliği aldı.

 

CEMEVİ DEDELİĞİ

Yurtiçinde ve yurtdışında birçok şehirde, kasabada, köyde Cemevleri yapıldı ve bu Cemevlerine Dedeler atanmaya başlandı.

Cemevi yönetimi kendi aralarında toplanarak uygun gördükleri bir Piri Cemevi dedesi olarak atamakta ve yönetim değiştiğinde Dede de değiştirilmektedir.

Görevlendirilen dedenin kim olduğu, geçmişi, yaşamı, eğitimi araştırılmadan, Görgüden geçip geçmediği, el alıp ikrar verdiği araştırılmadan hizmet yürütmesine karar verilmekte ve  talipler bağlı oldukları ocaktan ve kendi pirlerinden koparak bambaşka bir uygulamayla yaşam mücadelesi vermeye başlamaktadır.

Görevli pirlerin ne yaptıkları neler anlattıkları dahi yeterince takip edilmemektedir. Çünkü Alevi kurum yöneticilerinin çok büyük bir kısmı tıpkı dedelik yapar Pirlerin birçoğunun Yol-Erkandan haberi olmadığı gibi Dört kapı kırk makam, Rıza Şehrinin ne olduğunu bilmediği gibi görgüden geçmemiş ve ikrar vermemiş, Musahibi dahi yoktur.

Eğitimsiz, bilinçsiz ve taliplerin gerisinde kalmış dedelerin verdiği başka inançlara  benzeme eğitimi en büyük ihanettir.

Cemevleri Cami konumuna dönüştürüldü. Kuran kursları, Hakka Uğurlama (Hakka yürüme) erkanları yerine Cenaze namazları, Cemlerde bu güne kadar görülmemiş şekilde Kurandan ayetler okunması,(Halbuki ceme katılanların çok büyük bir kısmı Fatiha suresini dahi bilmemektedirler, bilmelerine gerekte yoktur).

Böyle bir uygulama Yola zarar vermektedir. Bu konunun da günün şartlarına göre gözden geçirilmelidir.

 

 

HACIBEKTAŞ’A  NAKŞİLERİN İLGİSİ

 

Tarihi incelediğimizde geçmişte Alevi dergahları, türbeleri kapatıldığında tekrar açılışında bu dergahların başında Nakşi Şeyhleri atanmıştı, Aleviliği asimile etmek için her yolu denemişlerdi ve bugün Hacıbektaş’ta, Karaca Ahmet, Şahkulu, Abdal Musa dergahlarındaki camiler Nakşi şeyhleri tarafından yapılmıştı.

Günümüzde eskiler hatırlanmaya başlanmış olmalı ki son yıllarda yurdun dört bir tarafından Nakşiler Hacıbektaş’a gelmeye başladılar. Ecdatlarının yaptığı Hacıbektaş camiinde namazlar kılmaya başladılar.

Abdal Musa dergahını zavallı (?) bir, iki çıkarcının yüzünden gerici ve yobazlara teslim edildi.

 

Son derece anlamlı ve maksatlı olan Nakşilerin Alevi dergahlarını ziyaretleri konusunda kaygılarımızın ortadan kalkması için önlemlerin alınması gerekmektedir hatta geç kalınmış bir vakadır.

 

 

İLAHİYATÇILARIN YÜKSES LİSANS ÇALIŞMALARINDA ALEVİLİĞİ SEÇMESİ

Üniversitelerde Alevi Araştırma Merkezleri oluştu. Çorum,Tunceli,Malatya, Nevşehir, Ankara’da oluşturulan bu Merkezlerde görev yapanların büyük bir kısmı İlahiyatçı, Türk-İslamcı, Alevi-İslamcı  yada muhafazakar Alevilerden oluşturuldu. Özellikle yapılan bu uygulama ile farklı bir Alevilik arşivi oluşmaya başladı.

Bununla da yetinmeyen zihniyet bu defa Yüksek Lisans konusunda çalışma yapanları Aleviliği seçmeleri için adeta yönlendirilerek seçmektedirler.

 

Hazırlanan tezlerin çok büyük bir kısmı Aleviliği yok etmektedir. Bu tezler daha sonra Alevilikle ilgili Kitap olarak yayınlanmakta ve Alevi Kurumların Kütüphaneleri ile Cemevlerinin kütüphanelerinin raflarında yer almaya başladı  ve baştacı yapılmaktadır.

Herhangi bir Alevi çocuğu bu kütüphanelere gittiklerine önlerine bu kitaplar çıkmakta. Sonuçta kendi sonumuzu kendi ellerimizle hazırlamaktayız.

 

Birçok Alevi kurum kitaplığında, Kütüphanelerinde bedava kitap denince incelemeden, içeriğine bakmadan hemen alıp rafa koyulmaktadır.

İlahiyatçı kökenlilerin hazırladıkları doktora tezleri hazırlanırken masum ve bilgiden yoksun bir çok Alevi ve Alevi Dedeleri (Pirler) kullanılmaktadır.

Bu harekete dur diyecek yeni bir güce ihtiyaç vardır.

Bu güç Alevi tabanıdır.

 

 

Kendini Bilmek,

Doğayı tanımak, Hak-Doğa-Canlı,

Varlık-Yokluk,

Varlığın Birliği.

Var olan Yok olmaz, Yoktan Var edilemez, Vardan var edilir. İfadelerini kullanmaktayız ama Var olan Aleviliği yok ediyorlar biz buna değişim diyerek geçiştirir isek kendimize ihanet etmiş oluruz.

 

Yıllardır Alevi kurum temsilcilerine, Alevi inanç önderleri (Pirler, Mürşitler)e defalarca çağrıda bulundum, Bu gidişe dur deyin, müdahil olun diye defalarca yazılar yazmış olmamam rağmen Alevi Kurum temsilcilerinden de Pirler- Mürşitler (Dedeler)den bir çaba göremedim.

Alevi kurumlarının yöneticilerinin çok ama çok büyük bir kısmının tek dertleri oturdukları koltukları kaybetmemek. Siyasi partilerle pazarlık payını elinde tutmak.

Alevilik diye bir dertleri yoktur.

Kurum içi seçimlerde uyguladıkları taktikler siyasilerin ayak oyunlarına taş çıkarttıracak düzeye gelmiştir.

Birçok Pirler de bunlara alet olmaktadırlar.

 

Alevilere  sesleniyorum.

Alevilik elden gidiyor. Haberiniz olsun. (Aslında çoğumuz da bunu bildiğimiz halde seslenmiyor  ve başkalarının ne yapacağına bakıyoruz).

 

Lütfen Aleviliğinize sahip çıkınız. Davanıza olan inancınızla vereceğiniz mücadele, sizin yok olmanızı engelleyecektir.

Yarın geç kalınmış olacaktır.22.11.2016

2 thoughts on “KENT KOŞULLARINDA ALEVİLİK”
  1. Kamber Özcivan Kasım 22, 2016 on 6:15 pm Cevapla

    DEDE ÇIPLAK!
    Kim ne derse desin başka çarem yok. Atatürk de “Gerçekleri söylemekten korkmayın” diyor.

  2. A. Ulutas Kasım 24, 2016 on 3:58 pm Cevapla

    Sevgili Abbas,
    Alevilikle ilgili o guzel sozlerini kimler dusunuyor. Senin gibi dusunen insanlar yok denecek kadar azaldi. O eski yol erkanini ne dedeler ve nede talipler yerine getiriyor.
    Iyi ki o yol erkanina duskun olan kisi olarak sen kaldin. Bu goruslerinle herkes senden aydinlaniyor…
    Sana cok tesekkur ederim.

    Aziz Ulutas

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

>> <<