Abbas Tan

Home / YAZILARIM / SİNAN KANGOTAN’a MEKTUP

SİNAN KANGOTAN’a MEKTUP

Altan 5

 

Sevgili Sinan

Gangolar ailesinden birinci kuşaktan fazla kimse kalmamıştı. En yaşlımız Altan Kangotan amca idi.

annemin ve babamın amcasının oğlu.

Bir tek oğlu Cem ve
Cem’in iki oğlu, Mehmet Ali ve Sinan.
Diğerleri ise;
Nuri amcam ve Şirin Halam.
Nuri amcamı sürekli uyarırdım, kendine iyi bak. Altan amca dönüşü olmayan
yolun sonuna yaklaştı. Sen de gidersen biz birinci kuşak sayılacağız, bu fırsatı
bize verme derdim.
Nuri amcam ile haftada birkaç kez telefonla görüşüyoruz ve sık sık da bir araya geliyoruz.
Amcam köyde ben ise havalar soğuduğu için Mersin’deyim. Rica ettim
Mersin’e gel de birkaç gün beraber olalım diye.
Beni kırmadı ve eşi Zeynep ile geldiler, birkaç gün eskilerden bahsettik, ailenin geleceği, kültürel yozlaşma ve insanların birbirlerinden uzaklaşmaları derken
Altan amca aklıma geldi. Oğlu Cem’i aradım, birkaç aydır hiç aramadım nasıl
oldu diye. Cem, yumuşak bir ses tonu ile “artık yapılacak bir şey kalmadı, eve
getirdik. Hastanede daha fazla işkence çekmesini istemiyoruz..” dedi.
Nuri amcam derhal hazırlıklara başladı. Derhal köye dönmeliyim. Altan abiye
bir şey olursa yanında olmalıyız dedi ve köye döndü.
Tarih 15.12.2017 Cuma, Ciddi bir rahatsızlık yaşamaya başladım, seyahate
gitme imkanım yoktu. Sabah saat 7.oo gibi telefonum çalmaya başladı.
Buna alışkındım, gece geç saatlerde yada sabah erkenden çalan telefonda acı
haber duyacaktım ve karşı tarafta Nuri amcam. Sağlığımı sormaya başladı. Sen ne diyorsan onu söyle dedim.
Altan abi dedi ve durdu.
Seyahat edecek durumda değildim.
Ailemiz Gangolar, geçmişten günümüze kadar cenazelerle ilgili bir politika
sürdürmektedir.
Kim nereden Hakka yürürse yürüsün mutlaka cenaze İncemağara köyümüze
gelmeli. Bu uygulamayı ilk bozan her iki dedelerimin kardeşi Ali Niyazi bey
olmuştu. Samsun’da subay iken genç yaşta hakka yürümüş, iki oğlu Gazanfer ve Altan ile kızı Müzehher henüz küçük oldukları için kimse sormadan Samsun’da toprakla sırlamışlar.
Oğlu Gazanfer Muğla Datça’da hakka yürüdü, ailece toplanıp gittik ama eşi
Bilge hanım ile oğlu Ahmet Datça mezarlığına kararı vermişlerdi. Gazanfer
amcayı Datça mezarlığında şair Can Yücel’e komşu eyledik.
1908 yılında İncemağara köyüne yerleşen aileden ikinci bir canın bedeni de
köydeki aile mezarlığında yerini bulamadı.
Altan amca için Cem’e böyle bir teklifte bulunamazdık. Öyle bir yaklaşımı ne
yazık ki bulamıyorduk. Çünkü Cem çocukluğundan sonra İncemağara
köyümüze gelmemişti. Çocukları Mehmet Ali ve Sinan bizleri Gazanfer
amcanın cenazesinde tanımışlardı.
Ankara’ya gidemedim. Amcam ve diğer akrabalar Kayseri, İstanbul, Mersin’den cenazeye gittiler.
Altan amca da İncemağara’ya gelemedi. Nuri amcam çok üzülüyordu.
Altan abiyi köye getirebilseydik oğlu gelmedi ama belki torunları bu vesileyle
köye gelir ve akrabalık bağımız kopmaz.. diyordu.
Merak etme dedim. Mehmet Ali’yi çok iyi tanıyamadım ama Sinan bizden
kopmaz, Birgün bir vesile ile köyüne, İncemağara’ya gelir ise bir daha bizden uzaklaşmaz diye düşünüyorum.
Sevgili Sinan,
İncemağara,
güzelliklerin yaşandığı,kekliklerin öttüğü, kekiklerin koktuğu, kaval sesleri
ile su seslerinin kaynaştığı köydür.
Birçokları İncemağara için nice ağıtlar,şiirler yazmışlar söylemişlerdir.
İncemağara’dan kimler gelip geçmemiş ki.
Köyün girişinde ve çıkışındaki mezar taşları neler anlatıyor,
Gözeler,Yaylalar,İncemeşe,sıkmeşe,
Paşapınarı,sudökülen,kızgölü,sığıryatağı,
Teknelipınar,Aşıtgelen,düşüktaş,açıkyazı, mayölen,ufakçalı,ayılıçukur,
Abbasın mezarı, Körkuyu,kocapınar, kireç kuyusu, küçükpınar,
ortakavak,alınkavak,
Tut bahçesi, Dersimlinin Bucağı, Değirmenderesi …
Daha nice semtleri ancak bilen anlar,gören anlar.
Ne olduysa bana yıllardan sonra
Varıp ta köyümde kalasım gelir
İçerime dolmuş kara sevdası
Varıp da koynunda ölesim gelir.
Oturmalı gübülüğün yurduna
Fırsat vermem ince meşe kurduna
Anaç kavak, şu gaklığın sırtına
Efil efil yelin duyasım gelir
Anaç kavak, orta kavak, kör pınar
Sık meşede nazlı yayılır davar
Ellezin kayası tekneli pınar
Kınalı kekliği duyasım gelir
Paşa pınarından bir su içmeli
Yavaş yavaş topukluya geçmeli
Serin yer sudöküleni seçmeli
Derin bir uykuya dalasım gelir
Kevak kaya bizim köyün gözdesi
Babam dedem yatar biraz ötesi
Hazin gelir kocapınarın sesi
Varıp da suyuna dalasım gelir
Ta uzak ellerden duyulmaz çağrım
Özledim köyümü yanıyor bağrım
Öldüğümde köyüm olsa mezarım
Fakiri göynümün sızladığı zamandır.
Niyazi TAN (Polat)
Sevgili Sinan,
İncemağa köyü bizim, sizin köyünüzdür. Bu köyde sadece bizlerin değil Altan
amcamın, Gazanfer amcamın hatta Ali Niyazi dedemin ayak izleri vardır.
Altan amca anlatırdı, açık yazıda, orta kavakta keklik yumurtası arardık, mantar toplardık derdi.
Zaman yarat, fırsat kolla, gününü gün et ve bir yaz günü İncemağara’ya geliniz
dedenizin dedesi Gangozade İsmail ağanın mezarını gör, akrabaların köydeki
mutlu yaşantılarını gör. Dedeniz Altan amca ve büyük dedenizin ayak izlerinin
bulunduğu yerleri görün.
Bizi biz yapan değerleri atalarımızın anılarında bulduk.
Bu değerler hepimizin olmalı.
Bir amca duygularıyla.
Abbas Tan amcan. 17.12.2017
www.abbastan.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

>> <<